Anadolu 'nun en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan Sandıklı 'nın ilk kuruluşunun hangi çağlarda olduğu tespit edilememiştir. Sandıklı 'nın bilinen en eski tarihi bakır, tunç ve demir devri dönemlerine kadar gitmektedir. Bakır çağında M.Ö. 2700 - 2000 Sandıklı 'ya 13 km. mesafede bulunan Kusura Kasabasında başşehri Kusura olan Etiler (Hitit) İmparatorluğunun mayası olan Kussar (Kursora) Krallığı hüküm sürmüştür. İngiltere Oxford Üniversitesi tarafından 1935, 1936 ve 1937 yıllarında Kusura 'da yapılan kazılarda, halen Afyon Arkeoloji Müzesinde sergilenen üç ayrı döneme Kalkolitik, Bakır Çağı ve Eti Çağlarına ait buluntular elde edilmiştir. Prof. Dr. W.M. Ramsey'in 1890 yılında yazmış olduğu "Küçük Asya 'nın Tarihsel Coğrafyası" isimli kitapta Sandıklı 'nın "Pentapolis" adı altında Frigya arazisi içerisinde bulunduğu ve Pentapolis bölgesinde Otrus (Çorhisar), Bruzus (Karasandıklı), Eucarpeia (Emirhisar), Hierapoeis (Koçhisar) ve Stectorion (Menteş) adında 5 büyük şehrin olduğu ifade edilmektedir.

Sandıklı 'nın Frigyalı 'lar döneminde M.Ö. 1300 - 1400 yıllarında adı "Apemie Kivatos"dur. Apemie Kivatos Aziz Mina 'nın Sandukası demektir. Hititlilerin Sandıklı 'ya, Hitit dilinde sandık anlamına gelen Samuka dedikleri bilinmektedir. Sandıklı isminin, Grek dilinde Kivatos kelimesinin Sandık anlamına gelmesinden ve kurulduğu yerin, dağlar arasında çukurda kilitli bir kutu gibi sandık manzarası arz etmesinden geldiği tahmin edilmektedir. Evliya Çelebi 'nin Seyahatnamesinde Sandıklı, "Sandık dolusu mallı ve mahsulatlı kazadır. Cümle 350 toprak örtülü evdir. 3 mahalle 4 mihraptır. 40 leblebici dükkanı vardır." şeklinde ifade edilmektedir. Bu seyahatnamede Sandıklı 'nın, sandık dolusu bol mahsullü kaza olarak belirtilmesinden dolayı da Sandıklı 'ya, Sandıklı denilmiş olabilecektir. 1071 yılında Malazgirt Savaşını kazanan Sultan Alparslan'ın orduları Anadolu'da pek çok şehir, kasaba ve kaleyi ele geçirir. Emir Sanduk adında bir Bey Afyon ve civarını 1076 yılında fetheder ve 1115 yılında da Selçuklu Sultanı 1. Kılıç Aslan Afyon ve kalesini, Germiyanoğulları da Sandıklı havalesini kendi topraklarına dahil eder.

Rivayete göre, Germiyanoğullarından Sahibataoğulları, Sandıklı 'nın Bizanslıların elinde bulunduğu bir zamanda tahmini 1115 yılında Bizans beylerinden birisinin düğününe katılır. Düğüne gidilir iken, hediye götürüldüğü süsü verilerek 40 deveye yüklenen 80 sandık içerisine 80 yiğit konulur. Herkes zevk-i alemde iken bu yiğitler sandıklarından çıkar ve ufak bir çarpışmadan sonra Sandıklı 'yı fethederler. Bu nedenle de bu yere Sandıklı adı verilir. 2. Kılıç Aslan, 1018 yılında Çarı Bey ile başlayan ve Büyük Selçuklu Devletinin kuruluşundan Malazgirt savaşına kadar süren savaşlar sonunda ve 1176 yılında, Bizanslıları, Miryakefelon adı verilen ve Homa İlçesinden Kızılören Kasabasına doğru gelen Düzbel geçidinden sonra Sandıklı Ovasına kadar uzanan Durucasu Deresini de içine alan bölgede bozguna uğratarak Anadolu'da Türk hakimiyetini kesin olarak kurmuştur. Türk 'ün Anadolu tarihinde İkinci Malazgirt Zaferi olarak bilinen bu savaştan sonra Sandıklı ve güney yöresine Uç Beyi olarak Emir Sungur, kuzey yöresine de (Sincanlı, Altıntaş, Kütahya) Uç Beyi olarak Emir Cafer görevlendirilmiştir. Germiyanoğulları döneminde Kadim Höyük üzerine inşa edilen ve halen bir bölümü ayakta duran "Hisar Kalesi" nin mevcut kitabesinden anlaşıldığına göre; Kale, miladi 1324 yılında Çelebiazam lakabı ile zikredilen Germiyan Sultanı Yakup Bin Beşir zamanında yapılmış olup, o dönem Sandıklı 'sının "Bolluk ve bereket içerisinde bir kaza." olduğundan bahsedilmektedir.

Aynı dönemde, Alamescit Köyü ile Yavaşlar Kasabasında birer cami ile Sandıklı'da Küçük Hamam adı ile bilinen hamam ve Yeni (Keçi) Camii avlusundaki han yapılmıştır. Günümüzden 110 sene kadar önce Sandıklı 'yı ziyaret eden Şemsettin Sami Kamus-u Alem adlı kitabında Sandıklı 'yı "Bu kazanın 6515 nüfusu, 3 camisi, 4 medresesi, 3 tekkesi, 1 rüştiyesi, 1 iptida-i mektebi, birkaç mahalle mektebi, 1240 okuyucusu, 5 hanı, Şehli (şimdiki Çivril ilçesi), Geyikler (şimdiki Dinar ilçesi) ve Dazkır (şimdiki Dazkırı ilçesi) adlı üç nahiyesi, 215 köyü, cem'an 74 990 nüfusu vardır." şeklinde anlatmaktadır. 1860 yılında Padişah Abdülmecit devrinde yeniden yapılan Osmanlı İdari Taksimatında, Hüdavendiğar (Bursa) Vilayetine bağlı bir kaza durumuna getirilen ve Şehli (şimdiki Çivril ilçesi), Geyikler (şimdiki Dinar ilçesi) ve Dazkır (şimdiki Dazkırı ilçesi) isimli üç nahiyesi ile 215 adet köyü olan Sandıklı, 1869 yılında belediye teşkilatı ile teşkilatlandırılmıştır. Edip Ali Baki Bey'in yazdığı "XVIII. Asırda Meçhul Halk Tarihi" adlı kitapta, "Sandıklı kaza meclisinin, vali ve mutasarrıfların ağır vergisi ile ilgili şikayetinden bahisle, o yıldaki (Miladi 1745 senesi) şikayetin kabulü ile, verginin her taksitinden 25 kuruş tenzil edildiğini öğreniyoruz. Bu belgeden Sandıklı'nın 250 yıldan beri kaza merkezi olduğu meydana çıkmaktadır.

Sandıklı 'nın Kurtuluş Savaşında önemli bir merkez olduğu, Osmanlı Ordusunun Beşinci Hassa Alayının kışlası olan ve "Yanık Kışla" (Halen Hükümet Konağı, Askerlik Şubesi, Jandarma Karakolu, Orman İdaresi ile Sümerbank 'ın bulunduğu alan) olarak anılan askeri kışlanın, Yunan Ordusu tarafından Kurtuluş Savaşında yakılmış olması ile ortaya konulmaktadır. Sandıklı 'da ilk Yunan işgali ve geri alınması 08 Ağustos 1921 - 09 Ağustos 1921, ikinci Yunan işgali ve geri alınması 11 Ağustos 1921 - 12-13 Ağustos 1921, son işgal ve kurtuluş ise 07 Eylül 1921 - 12 Eylül 1921 tarihleridir. Büyük Taarruzun ünlü komutanlarından Miralay Reşat Bey, vefatını takiben Sandıklı Şehir Mezarlığına defnedilerek adına anıt mezar yaptırılmıştır. Miralay Reşat beyin naaşı, tüm İstiklal Harbi şehitleri ve gazileri ile birlikte Ankara'da yaptırılan Devlet Mezarlığına kaldırılmış, ancak Sandıklı'daki anıt mezarı yerini korumuştur. Atatürk, 13 Mart 1930 tarihinde Antalya 'dan Ankara 'ya döner iken Sandıklı 'ya uğramış ve Sandıklı 'da bir müddet kalmıştır. Sandıklı, Türkiye tarihinde adına ilk defa altın basılan bir kazadır. (İstanbul dışında adına altın basılmış bir yer de yoktur.) Bu altınların Sultan II. Mahmut döneminde basıldığı, "Osmanlı Altınları" adlı kitapta belirtilmektedir. Bu altınlar üç ayrı tip olarak basılmış olup, bu altınlar halen günümüz altın borsasında işlem görmektedir.

½ Sandıklı Altını (870 milyem (ayar) 0.85 gram) Çeyrek Sandıklı Altını (870 milyem (ayar) 1.70 gram) Çifte Sandıklı Altını (870 milyem (ayar) 3.40 gram)

Kurtuluş Savaşını takiben 1925 yılında kurulan Türk Hava Kurumunun o yılda "Kendi Uçağını Kendin Al Kampanyası" na en önde katılan Sandıklı, ilki 1926 yılında, diğeri de 1927 yılında olmak üzere "Sandıklı Uçağı" adı verilen uçaklarını Türk Hava Kurumu 'na hediye etmiştir. Türk Hava Kurumu da buna mukabil olarak bu uçakların maketini Sandıklı 'ya teşekkür mahiyetinde göndermiştir. 1934 yılında kadınlarımıza münhasır seçme ve seçilme hakkı veren yasanın yürürlüğe girmesini müteakip 1935 yılında yapılan ilk belediye başkan ve meclis üyeleri seçiminde, Sandıklı 'da Cemile Yaman adlı bayan belediye meclis azası olarak belediye meclisine girmiştir. Sandıklı 'da, 1934 ile 1935 yıllarında Afyon Karakuyu Tren Hattının yapımına başlanılmış ve Sandıklı Garından ilk tren 22 Ocak 1936 tarihinde geçmiştir. Sandıklı 'dan geçen Afyon Karakuyu Tren Hattının 25 Mart 1936 tarihinde yapılan açılış törenlerine dönemin Başvekili (Başbakanı) İsmet İnönü ile Nafıa (Bayındırlık) Bakanı Afyonkarahisarlı Ali Çetinkaya katılmışlardır. Sandıklı'nın ortasından geçen ve halen üzeri kapalı olan çayın kenarında yaklaşık 110 sene kadar önce 7 adet tabakhane bulunduğu ve bu tabakhanelerde Uşak, Afyonkarahisar, Isparta, Burdur ve Sandıklı civarından toplanan derilerin işlenip ihtiyaç fazlalarının yurt dışına ihraç edildiği bilinmektedir. Sandıklı'da Osmanlı Bankası 1880 yılında, Ziraat Bankası da 1890 yılında açılmış ve 1885 yılında Ticaret Odası kurulmuştur. Halen ilçe olan Dinar (Geyikler), Dazkırı, Sinan Paşa (Sincanlı), Kızılören ve Hocalar önceki yıllarda Sandıklı'ya bağlı birer nahiye iken sonraki yıllarda birer ilçe olmuşlardır.

Sandıklı, İç Batı Anadolu 'daki Sandıklı Ovası adı ile anılan ova üzerinde kurulmuştur. Sandıklı yöresinde Kusura Ovası (1.090 m.), Sandıklı Ovası (1.070 m.), Karasandıklı Ovası (1.006 m.) ve Saltık Ovası (930 m.) yer almaktadır. Sandıklı'nın yüz ölçümü bağlılarının azalması ve çoğalması ile sürekli değişmekte ise de 1.400 km2 civarındadır. Bunun %50 'sini ekilebilir alanlar, %15 'ini ormanlık alanlar, % 10 'unu makilik alanlar, kalan %25 'lik kısmını da taşlık ve kayalık sahalar teşkil etmektedir. Deniz seviyesinden 1.170 m. yükseklikte olan Sandıklı'nın iklimi, yazları sıcak ve kurak, kışları yağışlı ve soğuk, tam bir karasal iklimdir. Sandıklı'nın çevresinde, Sandıklı'nın kuzeyinde Ahur Dağları (1.981 m.), doğusunda Kumalar Dağı (2.250 m.), güneyinde Akdağ (2.345 ile 2.495 m.) ve batısında Burgaz Dağları (1.990 m.) bulunmaktadır. İlçe sınırları içerisinde en yüksek nokta 2.495 m. ile Akdağ'dır.

Akdağ, uzanan asırlık çam ormanları, kayın ağaçları, ardıç ormanları, içindeki yılkı atları, geyikleri, yabani keçileri ve diğer av hayvanları ile ayrı bir zenginliğe sahiptir. Hem tabiatı ve hem de eşi olmayan kanyonlarıyla bir buzul yatağı gibidir. Akdağ kanyonları harita üzerinde kuş uçuşu 12 kilometrelik bir uzunluğa sahiptir. Akdağ, Sandıklı ile Çivril ilçelerinin tam sınır bölgesinde uzanmaktadır. Komşuları, batıda Çivril, Hocalar ve Banaz ilçeleri, güneyde Kızılören ve Dinar ilçesi, doğuda Şuhut ilçesi, kuzeyde Sincanlı ve Merkez ilçeleridir. Ege Bölgesindeki Büyük Menderes nehri, Kumalar Dağları eteklerinden doğan Karadirek Çayı ile bunun çevresindeki irili ufaklı derelerle beslenerek, Kufi Deresi ile birlikte Çivril 'e açılmaktadır. Sandıklı'nın çevresinde, Karadirek Çayı güzergahı üzerinde ve Akharım ile Başağaç beldeleri arasında, 21.000 m3 su tutan ve 34.730 dekar arazinin sulanmasını sağlayan Örenler Barajı ile Karacaören Köyü ile Kızık Kasabası arasında Karacaören göleti bulunmaktadır.

Sandıklı, Marmara Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesini, Akdeniz Bölgesine bağlayan ve E23 karayolu olarak bilinen Ankara-Antalya, Ankara-Denizli-Aydın, Antalya-İstanbul karayolu ile, İzmir-Ankara demiryolu üzerinde bulunmaktadır.

SANDIKLI 'NIN KOMŞU İLLERE UZAKLIĞI
Afyonkarahisar 63 km. Burdur 106 km. Isparta 105 km. Denizli 165 km. Uşak 105 km.

Bakır devrinden başlayarak Frigler ve Bizanslılar dönemine ait elde mevcut sikke, toprak ve tunçtan yapılmış çanaklar, çömlekler, çok çeşitli kadın süs eşyaları vs. mermer sütunlar, Kibele (Bereket Tanrısı), Augustos'un mermer heykeli, yaşanan dönemlerin tarihte bilinen medeniyet izlerini günümüze yansıtmaktadır. Sandıklı, Selçuklular 'ın Anadolu 'ya ayak basması ile, Anadolu Türk Kültürünü yaşamaya başlamıştır.

Yunus Emre: Döneminin ünlü Türk Mutasavvıfı ve halk ozanı olan Yunus Emre 'nin, bilahare Sandıklı 'nın bir mahallesi haline getirilen Yunus Emre Mahallesi 'nde (Çayköy), iki ayrı yönden gelen daha sonra birleşerek vadi boyunca akıp Menderes nehrine ulaşan Sel Çayı ve Çanlı Dere olarak anılan iki çayın birleştiği yerde hocası Tapduk Emre ile birlikte yaşamış olduğu bilinmektedir. Halen bu çayın bir tarafında Yunus Emre 'nin diğer tarafında da Tapduk Emre 'nin kabirleri bulunmaktadır. Yunus Emre ile aynı yıllarda Horasan 'dan Anadolu 'ya gelen Yalıncak Sultan ile Nurettin Sultan da Sandıklı 'ya yerleşmişlerdir. Bu gün halen ziyaret edilmekte olan türbeleri ilk halleriyle ayakta durmaktadır. Bu dönemde, Sandıklı 'da Hacım Sultan ve Tapduk Emre dergahları ile eğitim ve öğretim kurumları olarak da, Havai Medresesi, Hadim Medresesi, Sülükzade Medresesi, Carancı Medresesi ve Geçi Camii Şerifi Medresesi meşhurdur.

Carancının Medresesi: Muradin külliyesine yakın yerde ve çay kenarında iken yıkılmış ve yerine bina yapılmıştır. Yakın zamana kadar korunabilen çeşmesi de inşaatlar nedeniyle tamamen kaybolmuştur.

Çay Mektebi: Şimdiki Sandıklı Ticaret Odasının bulunduğu yerdeki mekteptir. Bilahare bu mektep yıkılıp yerine dispanser yapılmış, dispanser yandıktan sonra da yerine şimdiki Sandıklı Ticaret Odası inşa edilmiştir.

Hocazade (Havai) Medresesi: Havai Camii sınırları içerisindeki iki katlı ahşap evin bulunduğu yer, medresenin bulunduğu yerdir. Medrese önünde bulunan çeşme halen ayaktadır. Havai Camii önündeki mezarlık ise Sandıklı'nın ilk mezar kalıntılarıdır.

Sülek Hoca (Sülükzade) Medresesi: Yeri, Kaymakamlık Lojmanı olarak kullanılan evin bulunduğu yerdir. Medresenin çevresi çok büyük bir mezarlıktır. Bu mezarlığın bir kısmına Kaymakamlık Lojmanı yapılmıştır.

Ahmedi Fasihin Medresesi: Yeri, Otel Tuğrul binasının bulunduğu yerdir.

Emin Efendinin Medresesi: Yeri, şimdiki Belediye İtfaiye Teşkilatının bulunduğu yerdir. Daha önce bu yer, yine Belediye tarafından medrese yıkılarak Elektrik Santralı (Dinamo) olarak kullanılmıştır. Bu medresenin hocası keramet sahibi de olan zamanın en büyük bilginlerinden Emin Efendidir.

İlhami Kız Mektebi: Cezayir Camii 'nin alt tarafında adı ile anılan dar bir sokak üzerindedir. İki katlı ve bahçeli olan ve 1940 yılında şahıs eline geçtiği için halen ev olarak kullanılan bu mektepte sadece kız öğrenciler eğitim ve öğretim görmüştür.

Hacım Sultan Tekkesi: Yeri, Ali Çetinkaya İlk Öğretim Okulunun bulunduğu yerdir. Tekke 1932 yılında yıkılarak yerine bu okul yapılmıştır.

Kubbeli Cami Kabuli Baba: Yeri, Kubbeli Camiinin arka sağ penceresinin olduğu yerdir. Burada yatan kişi, Sandıklı'nın fethi sırasında şehit olan Kara Halil'in ordusundan ilk islam şehidi Kabuli Baba'dır.

Beyazıd-ı Bestami Yatırı: Yeri, Kubbeli Camiinin yakınında bulunan fırının bitişiğindedir. Burada yatan kişinin Beyazıd-ı Bestami olduğu söylenir.

Kırklar Tekkesi: Yeri, Hıdırlık Tepesi denilen yerdedir. Dilek dileme, adak yeri olarak ziyaret edilir. Yatan kişi ile ilgili kesin bir bilgi temin edilememiştir.

Yalıncak Yatırı: Yeri, Belediye İtfaiye Teşkilatının bulunduğu yerdedir. Burada Horasan'dan Anadolu'ya gelen büyük bir velinin yattığı söylenir. Türbe, ilk yapılış şeklini korumuştur. Önündeki cadde bu isim ile yani Yalıncak Caddesi olarak anılır.

Omareşe Yatırı: Yeri, Yalıncak Yatırından Topeşe Camiine doğru gidildiğinde yolun sol tarafındadır. Çevresinde, burada yatan zatın aile fertleri yatmaktadır. Yatanın bir veli olduğu söylenmektedir.

Meryem Ana Yatırı: Yeri, Hoca Fakih Camiine yakın bir evin bahçesindedir. Bilinen ilk kadın yatırdır. Çok mütevazi bir kadın olduğu söylenmektedir.

Halvalı Dede: Yeri, Hisar Kalesinin arkasında Kızık Kasabasına giden yol üzerindedir. Yatanın kim olduğu bilinmemektedir.

Zırıncık Dede: Yeri, Hisar Kalesinden Topeşe Camiine doğru inen yolun sağ tarafındadır.

Kudüm: Yeri, Sandıklı'ya su veren su deposunun üst tarafındadır. Yatanın Anadolu'nun fethi sırasında şehit düşmüş bir eren olduğu söylenmektedir.

Baba Kuzusu: Yeri, Kudüm'ün biraz ilerisinde üst taraftadır. Yatanın, Anadolu'nun Türkleştirilmesi için gelen binlerce veliden biridir. Bu yatırın bulunduğu yerde Kanuni Sultan Süleyman'ın otağ kurduğu ve ordunun savaşa gider iken Soğulmaz Harmanı denilen yerde konakladığı rivayet edilmektedir.

Çorhisar Dede: Yeri, Hüdai Kaplıcaları ile Sandıklı'ya bağlı Koçhisar Köyü arasında geniş bir harman yeri içerisindedir. Burada yatanın, Şuhut İlçesine bağlı Mahmut Köyündeki türbede yatan kişi ile kardeş olduğu söylenmektedir.

Mürvet Dede: Yeri, Belediye Parkının P.T.T. Müdürlüğüne doğru olan kapısı üzerindedir. Yanında üç ayrı kabirin daha olduğu ve tümünün, çeşitli istimlakler sırasında ortadan kaldırıldığı söylenmektedir.

Göksu Dede: Yeri, Sandıklı'ya bağlı Bekteş Köyü ile Dutağaç Köyünü birbirine bağlayan ve Göksu Dede Çeşmesi adı ile anılan çeşmenin yanındadır.

Uyuşak Dede: Yeri, Sandıklı'ya bağlı Karacaören Köyünün girişindedir.

Nurettin Sultan Türbesi: Yeri, Muradım Camii avlusundadır. Leblebicilerin piri olduğu bilinmektedir. Türbe ilk yapılıştaki halini korumuştur.

Şeyh Hamza Türbesi: Yeri, Muradım Camii yanındaki Nurettin Türbesi içerisindedir. Horasan erenlerinden olduğu ve Yunus Emre'ye hayranlığından dolayı hakkında şiirler yazdığı bir zattır. Musa Halife, Şemsettin Halife, Abdullah Halife de aynı türbede medfundur.

Tekke Odası: Yeri, Hacı Osman Çeşmesinin ilerisinde Sandıklı'ya bağlı Karacaören Köyü yolu üzerindedir. Ali El Rumi diye de anılır. Bahçesinde mezarlıklar bulunmaktadır. Halen mahalle sakinleri tarafından mescit oda olarak kullanılmaktadır. Odada bulunan yatırın kime ait olduğu bilinmemektedir.

Küçük Hamam: Yeri, çay kenarı olarak bilinen yerde ve Belediye Binasının arkasında Hamam Önü Camii yanındadır. Hamam üzerinde bulunan ve bir kısmı kırılmış olan kitabede hamamın Germiyanoğulları Çağı 1. Döneminde yapıldığı belirtilmektedir. Bu hamam Germiyanoğullarında 18 yıl beylik yapan Umur beyin yaptırdığı hamam değildir. Umur beyin yaptırdığı hamam yeri ise, altı hamam üstü işhanı olacak şekilde yaptırılmakta olan 2. Belediye İşhanının yani eski Barbaros İlkokul Binasının bulunduğu yerdir.

Sandıklı Kalesi (Hisar): Kitabesi, Çavuş Camii önündeki Çavuş Çeşme üzerindeki kitabedir. Bu kitabede kalenin, Germiyan Büyük Sultanı Çelebi Yüce Emir'in talimatlarıi ile Hicri 725 yılında (miladi 1324) yılında Mimar Çoban'a yaptırıldığı belirtilmektedir. Kale halen, binlerce çam ağacı, yeşil alanı ve yollarıyla, ailelerin rahatlıkla oturabileceği bir mekan halindedir.

Meydan Anıtı: Yeri, Sandıklı Askerlik Şubesinin öndür. 1930 yılında yıkılmıştır. Birbiri ile güreş tutan ancak akşama kadar birbirini yenemeyen iki yiğidin güreş sonunda ölümleri üzerine anılarına dikilen anıttır.

Yaka Mezarlığı: Yeri, Muradin Camiinin üst tarafından Sandıklı Semt Pazarına doğru gidilen yolun üzerindeki yamaçlardır. Bu mezarlıklar, yerlerine binaların yapılması sebebiyle yok olmuştur.

Hacı Köyü: Yeri, eski Sandıklı Afyon Yolu üzerinde halen Sandıklı Zirai Donatım Kurumunun bulunduğu yerdir. Daha önce Sandıklı'nın ilk mezar yeri olduğu için Garipler Mezarlığı olarak bilinen bu yere, bilahare hacıların uğurlandığı yer olduğundan Hacı Köyü adı verilmiştir. Şimdi ise yerleşim alanı olmuştur.

Ulu Camii: İlk önce sıradan bir mescit olarak 1278 yılında yapılan bilahare minare ve minber konularak cami haline getirilen Ulu Camiinin onarımı sırasında iç kapının yan tarafına konulan kitabede ; Camiinin ünlü beylerden (sultanlardan) Bahaeddin Ömer Bin Alaeddin (Alaaddin Keykubat'ın oğlu Ömer Sultan) tarafından Naib'in kölesi mimar Aydemir'e yaptırılarak Hicri 780 senei Zilhicce ayının 6. ncı Cumartesi günü ( Miladi 1379 senesi Mart ayının 26. günü ) ibadete açıldığı yazılmaktadır. Germiyanlılara hizmet eden Alaeddin'in oğlu Bahaeddin Ömer Sandıklı'da su başı iken bu camii yapılmış, ara ara onarılmış ve eklemeler yapılmıştır. Mevcut camiiye halkın yardımı ile bilahare eklenen minarenin giriş kapısı üzerindeki kitabede de; minarenin yapımına Hicri 933 (Miladi 1526 ) yılında Abdullah ve Hasan Oğlu Ali eliyle başlanıldığı yazılmaktadır. Aynı dönemlerde Ece Mahallesindeki Hamamönü Camii yanındaki Küçük Hamam ile Hüdai Kaplıcalarındaki Kükürtlü Havuzu da inşa edilmiştir.

Hamam Önü Camii: Kitabesi bulunamayan camii, mütevellisi Hacı Ariflerden Hacı Ahmet Efendi tarafından bildirildiğine göre 140 yıl önce yapılmış ve 85 yıl önce de tamir edilmiştir. Kerpiç ve bağdadi duvarlı Camiinin yegane özelliği ahşap tavanlı ve düz toprak damlı oluşudur. Hacı Arif Efendiler vakfından olan camii adını, önünde bulunan ve aynı vakfa ait olan hamamdan almaktadır. Merkez Hamamönü Camiinin yapılışı arşiv kayıtlarında Miladi 1340 olarak geçmektedir.

Keçi (Keçe) Camii: Camii Mehmet Bin Cafer ismindeki bir zat tarafından 1574 yılında yaptırılmıştır. (Cumhuriyet döneminde yeniden inşaa edilen camiideki kitabe önceki binaya aittir.) Camiinin adının keçeci (Keçe) kelimesinden geldiği söylenmekte fakat Ulu (Büyük )Kiçi (Küçük) manasına geldiğinden camiimizin adı Keçi camii olarak anılmaktadır.

Muradin Camii: Camii, Hamam Önü Camisi gibi dikdörtgen planda ve ahşap tavanlıdır. Hamam Önü Camiine göre daha basit ve sanat değeri olmayan bir yapıdır.

Cezayir Camii: Cezayir'den 1850 yılından sonra göç edip Sandıklı'ya yerleşenler tarafından yapılmıştır. Camiinin yapımı için gereken para Cezayir'den Hasan Bin Ali tarafından gönderildiği için camiye Cezayir adı verilmiştir. Camii ibadete açıktır.

Mescit (Malak) Camii: Halen ibadete açık olan Camiinin ön kısmında bir Kurban Bayramı namazı öncesinde hasımları tarafından 1900 yılında öldürülen adamın etinin manda-malak eti olarak halka dağıtıldığı ve bunun sonradan insan eti olduğunun anlaşıldığı rivayet edilmektedir. Bu nedenle Camiinin ön kısmı katil yeri olarak kabul edilmiş ve bu yer namaz kılınamaz yer olarak değerlendirildiğinden mevcut camii biraz geriden yapılmıştır.

Dedeler Camii: Yeri, daha önce Kasap Hali olan ve yıkılıp yerine yeni bir Belediye İşhanı yapılmakta olan yerin karşısıdır. Bu yere giden yol bu nedenle "Dedeler Camii Aralığı "olarak anılmaktadır. Camii 1950 yılında önce yıkılmış olup yeri arsa halindedir.

Diğer tarihi camilerimiz ise, Havai, Yeşildirek ve Zeynep (Kubbeli) camilerdir. Sandıklı ilçe merkezinde halen: Havai Camii, Hamamönü Camii, Şaloğlu Camii, Zeynep (Kubbeli) Camii, Çolak Mescit Camii, Muradım Camii, Kabak Camii, Ulu Camii, Keçi (Yeni) Camii, Topeşe Camii, Çavuş Camii, Yeşil Direk Mescidi, Cezayir Camii, Dedeli Pınar Camii, Şirin Evler Camii, İstasyon Camii, Sığır Eğliği Camii (Müstecep), Gülbahçe Camii, Kevser Camii, Gülbahçe Altı Camii , Güven Camii, İmaret Camii, Kadıoğlu Camii, Mevlana Camii, Eski Sanayi Camii, Yeni Sanayi Camii, Bahçelievler Camii, Fatih Ulupınar Camii, Yunus Emre Eski Camii, Yunus Emre Yeni Camii, Kırkpnar Camii, Hacıköy Camii, Kaplıca Camii, olmak üzere 34 adet camii ve mescit bulunmaktadır. Bu camii ve mescitlerde 25 imam, 21 müezzin görev yapmaktadır. Sandıklı'da halen (1) Erkek Kur'an Kursu ile (4) Kız Kur'an Kursunda 115 öğrenci eğitim ve öğretim görmektedir.

SANDIKLI ALİMLERİ

Abdulhalim Molla: Şeyh Nasuhi Efendinin oğlu olan Abdulhalim Molla Sandıklı'da doğmuş 17. yüzyılın ünlü yazarlarındandır. Tahsilini İstanbul'da tamamlamış Ayasofya Medresesinde öğretmenlik yapmış ve Şam Mollalığı görevini yürütmüştür. Zamanla devrinin en güçlü alimleri arasına girmiş, tefsir, fıkıh, mesani, beyan, nahiv, usul-ü fıkıh ilimlerinde ihtisas kazanmış ve bu konularda fevkalade eserler yazmıştır. Bu eserler uzun yıllar medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Şam'daki devlet görevinden İstanbul'a döndükten bir süre sonra 1678 yılında ölmüştür. Mezarı, Edirne Kapı Mezarlığındadır.

Şeyh Hasan Efendi: Hicri 1271 yılında Sandıklı'da doğmuş, Hacı Aşık Efendiden ilim öğrenmiş ve Nakşibendi Şeyhi Osman Zühtü Efendiden icazet almıştır. Sandıklı'da nakşi şeyhiliği yaptıktan sonra hicri 1332 yılında ölmüştür. Sandıklı'nın yetiştirdiği siyaset adamlarından Hasan Dinçer'in dedesidir.

Şeyh Emin Efendi: Şeyh Hasan Efendinin oğludur. Hicri 1295 yılında Sandıklı'da doğmuş, 1937 yılında da vefat etmiştir. 1920 yılında Yunan Komutanına "Zalim, vahşi Yunan "diye bağırmıştır.

KİTABELER

Kale Kitabesi (1324): Sandıklı'nın Çavuş Çeşmesi üzerinde iki parçadan ibaret önemli bir kitabedir. Kitabe taşı uzun ve tek parça ise de sonradan kırılmıştır. Bu iki parçanın bir kısmı çeşmenin sağ tarafına diğer kısmı sol tarafına dikine konulmuştur. Önce kaleye ait iken sonradan buraya konmuş olan kitabenin yazısı sülüs olup iki satırdır. Kitabe iki taş birleştirildiğinde anlam bütünlüğüne kavuşmakta, bir kelime ise okunamaz durumdadır. Kitabeden anlaşıldığına göre kaleyi Çeleb-i Azam lakabıyla anılan Germiyan Sultan zamanında tanınmış beylerden Hüsamettin Yakup Bin Umur bey 1324 yılında yaptırmıştır. Bu tarihte Germiyan Sultanı Yakub Bin Alişir idi. Yakup Bin Alişir eldeki bilgilere göre 3. Alaattin Keykubat'ın beylerindendir. Germiyanoğulları 2. Gıyaseddin Mesut zamanında Selçuklu'lulara karşı koyarak mücadele etmişler bazen de galip gelmişlerdir. Germiyanlılarda ilk müstakil emir Yakup Bin Alişir'dir. Alaşehir'i muhasara ettiği esnada Katalanlar'a mağlup olmuş ve Katalanlar tarihinde Germiyan Aliziras adı verilmiştir. Bütün bunlardan hareketle kitabenin konuluş tarihi 1324 tarihinde kitabede ismi yazılmayarak Sultanü'l-Germiyaniye Çeleb-i Azam lakabıyla anılan kişi Yakup Bin Alişir'dir. Kitabede adı geçen büyük Sultan Hüsamettin Yakup Bey, 1411 tarihli Kütahya'daki vakfiyesinden anlaşıldığına göre Umur Bey'un oğludur. Bu Vakfiyede Umur Bey'in Sandıklı'da mülkleri olduğunu da anlatılır.

Genel Bilgiler

Afyon MÖ. 3000 yılından itibaren yaklaşık 5000 yıllık bilinen tarihinde Hitit, Frig, Yunan, Roma ve Bizans egemenliğinden sonra yaklaşık 1200 yılından beri Türklere yurt olmuştur.

Afyonkarahisar ilinin bilinen tarihi Hitit'lere kadar uzanmaktadır. Hititlerden sonra bölgeye yerleşen Frig'ler zamanında yazılı belgelere geçiyor. İlk kez Frig'ya krallığından Akroneos kente adını veriyor. Eski Yunan metinlerinde Akronio şeklinde geçen isim Romalılardan kalan eski paralar ve latince yazılarda Akronium olarak görülmektedir. Bizans egemenliği sırasında dilsel gelişimler sonucu Akroenos olarak adlandırılmaktadır.

Karahisar-ı Sahip, Karahisar-ı Delve, Sahibin Karahisarı ve Saipkarasker... Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra kente Afyonkarahisar bileşik ismi verilmiştir. Bir süre böyle kullanılan isim, gerek resmi ve ticari yazışmalarda uzun görüldüğünden ve gerekse halk dilinde kısaltılarak Afyon denildiğinden dönüşüme uğramıştır.

Tarihsel ve Kültürel Zenginlikleri yanında Akdağ gb. doğal güzellikleri ve zengin jeotermal kaynakları bulunan Afyonkarahisar son 10 yılda "Termal Turizm" alanında önemli gelişmeler kat etmiştir.

Tarihi Yerleşim Merkezleri

İhsaniye Ayazini Kasabası (Metropolis): Afyon-Eskişehir karayolunun 27.km.den sağa doğru 4.7 km. gidilerek ulaşılan Ayazini kasabasının Frigler Dönemi’nden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Roma ve Bizans Dönemleri’ne ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans Dönemi’ne ait kiliseler ve kaya yerleşimleri arazinin elverişli olması nedeniyle oyularak yapılmış eserleridir. Aslanlı mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya oyulmuş kilise ve şapeller bulunmaktadır.

İhsaniye Döğer Yerleşim Yeri:İhsaniye ilçesine 12 km. uzaklıktaki Döğer kasabası Frigler Döneminden beri yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Aslankaya, Kapıkaya I ve II, Tanrıça Kybele adına yapılmış açık hava tapınağı özelliğinde M.Ö.7.yüzyılda yapılmış kaya anıtları ile Asar ve Eski Döğer’de Frig yerleşim yerleri vardır. Roma ve Bizans Dönemi’ne ait kaya yerleşim ve mezar odaları ile kiliseler çevrede oldukça çok görülmektedir.

Synnada: Şuhut ilçe merkezinde bulunan kent, Roma ve Bizans dönemlerinde Frigya’nın başkenti olmuş büyük bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk bir konuma ulaşmış olan kentte, imparator adına ve Hieropolis’le ortaklaşa, gümüş Cistophorus ve bronz sikkeler bastırılmıştır.

Apameia Kibotos Antik Kenti:Bugünkü Dinar ilçesinde bulunan kentin daha önceki adı Kelainai’dir. Roma döneminde Apameia Kibotos adını almıştır. Şehir M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren önemli bir merkez olmuştur. Efes’ten sonra ikinci büyük kent olduğu bilinmektedir. Anıtsal yapıtlardan olan stadyum ve tiyatro kısmen özelliğini koruyarak kalmıştır. Efes’le birlikte bastırdığı bronz sikkeler de vardır. Yarı özerk olarak imparator adına sikkeler bastırmıştır.

Dokimaia Antik Kenti (İscehisar): İscehisar ilçe merkezinde, Makedonyalılar tarafından kurulmuş bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk konumuyla, imparator adına bronz kent sikkeleri bastırılmıştır.

Yedi Kapı Kaya Yerleşim Yeri:Bolvadin-Emirdağ karayolu üzerinde, Bolvadin Kemerkaya kasabasının 3 km. kuzeyinde karayolunun 1 km. doğusunda yer almaktadır. Çalışmalar sırasında askeri garnizon veya idari binalar olabileceği tahmin edilen kayaya oyma kompleks yapı grubu ile halkın sığınak olarak kullandıkları yeraltı kentinin bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Geç Roma ve Erken Bizans Dönemi’ne tarihlenen yerleşimdeki çalışmalar devam etmektedir.

Pentapolis Kentleri

Bruzus: Sandıklı ilçesi Karasandıklı köyünde bulunan kent Pentapolis olarak adlandırılan beş kentten birisidir ve kentlerin kuzeyinde yer almaktadır.

Eucarpeia: Sandıklı ilçesi Emirhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir.

Hierapolis: Sandıklı ilçesi, Koçhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir. Aynı zamanda Phrygia Salutaris (Şifalı Frigya)’nın merkezidir. "Kutsal Kent” olarak adlandırılmıştır.

Otrus: Hocalar ilçesi Yanıkören köyünde kurulmuş Pentapolis kentlerinden biridir.

Stectorıum: Sandıklı ilçesi Menteş kasabasında kurulan Pentapolis kentlerinden biridir.

Ococleia: Şuhut ilçesi Karacaören köyünde bir kenttir. Roma Dönemi’nde yarı özerk konumuyla, imparator adına ve Bruzus kentiyle ortaklaşa bronz kent sikkeleri bastırmıştır.

Lysias: Şuhut ilçesi Arızlı köyünde bir kenttir.

Metropolis: Dinar ilçesi Tatarlı kasabasında kurulmuş, bir kenttir; Campus Metropolitanus veya Frig Metropolisi adıyla bilinir.

Cidyessus: Sincanlı ilçesi Küçükhöyük kasabasında Höyük mevkiindedir.

Prymnessus: Merkez ilçe Sülün köyünde Frigler tarafından kurulmuş büyük kentlerdendir. Afyon Arkeoloji Müzesinde bulunan devasa boyutlu Herkül heykelinin bulunduğu antik kenttir.

Sanaus: Dazkırı ilçesi Sarıkavak köyünde kurulmuş bulunan bir kenttir.

Kaleler

Afyon Kalesi: Kalenin tarihi M.Ö.1350 yıllarına kadar inmektedir. Kale zirvesinde Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış bir çok tapınma yerleri ile 4 adet büyük sarnıç (su çukurları) bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad zamanında kale komutanı Ulumar Bedrettin Gevhertaş tarafından onarılmış, ayrıca kaleye küçük bir mescid ile yanına saray yaptırılmıştır.

Sandıklı Kalesi:Germiyanoğulları Sultanı Yakup Bey tarafından yaptırılmış olan kale, Eski Tunç Çağı’ndan beri yerleşim yeri olmuş bir höyük üzerine inşa edilerek üç kat sur ile çevrilmiştir. Günümüze ulaşmış tek parçası, 8-10 metrelik sur duvarıdır.

İscehisar – Kırkinler ve Seydiler Kalesi: İscehisar ilçesi, Seydiler köyü içinde bulunan kale ile Afyon-Ankara karayolunun 32.km. de bulunan Kırkinler kayalığı; Bizans Çağı’nda yapılmış yerleşim yeri, kilise, şapel ve mezar olarak kullanılmış kaya kütleleri vardır.

Avdalas Kalesi: Afyon Gazlıgöl Kaplıcası’ndan 10 km. uzaklıktaki Ayazini köyündedir. Tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve çok odalı sarnıçlı bir kaya kütlesi olup, yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

Bayramaliler Kalesi:İhsaniye ilçesinin Döğer beldesi ile Bayramaliler köyü arasındadır. Bizans döneminde yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.

Camiler

Ulu Cami: Camiikebir Caddesi’ndedir. Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali’nin oğlu Afyon Sancak Beyi Nasredüddin Hasan tarafından 1273 yılında yaptırılmıştır. Minberi, Emirhaç Bey, süslemeleri ise Nakkaş Mahmut Oğlu Hacı Murat tarafından yapılmıştır. Doğu, kuzey ve batı yönlerinde üç kapısı vardır, minaresi tuğladandır ve 40 ahşap sütun ve başlık üzerine oturtulmuş, düz toprak damlıdır. 1341’de onarılmıştır.

İmaret Camii: 1472 yıllarında Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmet Paşa tarafından Mimar Ayas Ağa’ya yaptırıldığı bilinmektedir ve Osmanlı döneminin en güzel eserlerinden biridir. Üzeri altı sütun üzerine sivri kemerli sekizgen kasnaklı bir kubbeyle örtülüdür. 1795’te onarımı yapılmıştır.

Mısri Camii:Akşemseddin’in halifelerinden Abdurrahim Karahisari adına Şahkancioğlu Evliya Kasım Paşa tarafından 1466 yılında yaptırılmıştır. Tek kubbeli mescit biçimindeyken, sonradan etrafı açık dört kubbeli cemaat bölgesi eklenerek camiye dönüştürülmüştür.

Ot Pazarı Camii: Tuzpazarı Caddesi’nde, sebze hali (bugünkü Belediye Çarşısı) bitişiğindedir. 1590’da Tellalzade Süleyman Çavuş yaptırmış, yıkılan minaresi 1958’de yenilenmiştir. Kesme taş ve kare planlı tek kubbelidir. Kuzeyde camla kaplı olan son cemaat yeri sonradan eklenmiş olup, üç sivri kemer üzerine üç kubbeyle örtülmüştür. Minaresi tek şerefelidir. Mihrabı sonradan yapılmış ve beyaz mermerle kaplıdır.

Yeni Cami: Çarşı içindedir. 1711 yılında Abdi Çavuş tarafından yaptırılmıştır. 1839 yılında onarılmış ve Yeni Cami adını almıştır. Medresesi günümüzde ilköğretim okulu olarak kullanılmaktadır.

Türbe Camii: 1710 yılında mevlevihane olarak kurulmuştur. 1844 yılında Abdülmecit’in ve 1905 yılında II. Abdülhamit’in emriyle onarılmıştır. Konya dergâhından sonra ikinci dergâh olarak kabul edilmektedir. Günümüzde cami olarak hizmet vermektedir.

Sandıklı Ulu Camii:Sandıklı ilçe merkezinde, çarşı içinde önce mescit iken sonradan camiye dönüştürülmüştür. Cami, Bahaddin Ömer Bin Alaaddin tarafından Mimar Aydemir’e 1379 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı tek kubbeli minareli bir yapıdır. Daha sonra da son cemaat yeri eklenmiştir.

Sinan Paşa Camii: Sincanlı ilçesindedir. 1525 yılında Lala Sinan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bahçesinde Lala Sinan Paşa türbesi vardır.

Rüstem Paşa Camii:Bolvadin ilçesindedir. Sadrazam Rüstem Paşa 1500-1560 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırmıştır.

Kervansaraylar

İshaklı (Sahipata) Kervansarayı:Sultandağı ilçesinin İshaklı bölgesindedir. 1249 yılında II. İzzettin Keykavus’un vezirlerinden Sahipata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılan kervansarayın avlusunun etrafında odalar ve ortasında köşk mescidi bulunmaktadır.

Döğer Kervansarayı: İhsaniye ilçesinin Döğer beldesindedir. 1434 yılında II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Alt katında ahır, üst katında ise yolcu konaklama odaları bulunmaktadır.

Çay Kervansarayı: Çay ilçesinde bulunan yapı Selçuklu dönemi taş mimarisi örneklerindendir. Avlulu ve kapalı kervansaray tiplerindendir. Avlusu tahrip olmuş, yalnızca kışlık kapalı kısmı ayakta kalmıştır. Merkezde dört fil ayağı ve çevresinde on iki ayak üzerinde tonoz örtülü ışıklıklı, kale görünümlü, kâgir bir yapıdır.

Eğret Kervansarayı:Anıtkaya kasabasındadır. Selçuklu ve Osmanlı kervansaraylarına benzememektedir. Germiyanoğulları dönemi yapıtı olduğu tahmin edilmektedir.

Mağaralar

Kurtini Mağarası: Sandıklı ilçesinden 34 km. uzaklıkta, Bökenin yurdu denilen bölgededir. 1700 m. yükseklikte orman içerisinde bulunan mağara tahminen 300 m. uzunluğundadır. Daha uzun olduğu tahmin edilen mağaranın tavanının göçmesiyle ikinci bölüme girilememiştir. Aynı bölgede Menteş kasabasına yakın bir mevkide Oktur Mağarası da bulunmaktadır.

Buzluk Mağarası: 2500 m’yi bulan Sultandağları’nın zirvesindeki mağara, yüzyıllardan beri sadece yaz sıcağında buz eritebilmektedir. Buzluk Mağarası, Sultandağı ilçesine bağlı Dereçine kasabasının güneyinde Sultandağları’nın 2.519 m. ile en yüksek yeri olan kuzeybatı zirvelerinde yer alan bir doğa harikasıdır. Sadece yazın çıkılabilmektedir.

İnsuyu Mağarası:Bolvadin’e 7 km. uzaklıkta, Dipes köyü, Karakaya yöresindedir. İki kat ortalama onar metrekarelik odalar halindedir. Sarkıt ve dikitlerle dolu olan mağaradaki berrak ve tatlı suyun bazı akciğer hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Konumu;

Yüzölçümü 14.570 km2 olan Afyonkarahisar ilinin büyük bir bölümü Ege Bölgesinin iç batı olarak adlandırılan kesiminde bulunur. İlin doğusunda kalan topraklar İç Anadolu Bölgesinin özelliklerini gösterir. Güneybatıda kalan çok küçük bir parçada Akdeniz karakteristiğini görmek mümkündür. Afyonkarahisar ili, kuzeyden güneye doğru uzanarak, Batı Anadolu ile İç Anadolu Bölgelerini birleştiren yüksek alanın güney parçasını oluşturmaktadır. Bu doğal konumu ile Kuzeybatı Anadolu 'ya bağlayan önemli bir merkezdir. Merkez ilçe Afyonkarahisar 'la birlikte, 16 ilçe, 19 Merkeze bağlı belde, 78 ilçelere bağlı olmak üzere beldeleriyle 490 köylük bir il merkezidir. Afyonkarahisar, Çobanlar ve İsçehisar bucaklarıyla 62 köyün bağlı olduğu merkez ilçeyi oluşturur.

Afyonkarahisar, Türkiye'nin coğrafi bölgelerinden üçü üzerinde (Ege, Akdeniz, İç Anadolu) yayılan bir ildir. Büyük kısmı Ege bölgesinin İçbatı Anadolu bölümünde bulunur. Güneyde bulunan Başmakçı, Dazkırı, Dinar ve Evciler ilçelerinin bazı toprakları Akdeniz Bölgesi sınırları içine girer. İlin doğu ve kuzeydoğu kısımlarındaki bazı topraklar da İç Anadolu Bölgesine taşar. Önemli merkezleri birbirine bağlayan kara ve demiryolları Afyonkarahisar'dan geçer. Bu özellikleri sebebiyle Afyonkarahisar, yolların kesiştiği, bölgelerin birbirine bağlandığı bir merkez konumundadır.

Afyonkarahisar Doğuda Konya, batıda Uşak, kuzeybatıda Kütahya, güneybatıda Denizli, güneyde Burdur, güneydoğuda Isparta ve kuzeyde Eskişehir illeri ile komşudur. Denizden yüksekliği l.034 m. olup, 37o 45 ve 39o17 kuzey enlemi, 29o40 ve 31o43 doğu boylamı üzerinde yer almaktadır. Afyonkarahisar İli arazisinin % 47,5'nı dağlar, % 32,6' sını plâtolar ve %19,9' unu ovalar oluşturur.

Detaylı Bilgi ve Rezervasyon
+90 272 535 70 70
 

Fırsatlar

  • Karavan & Kamping Hizmeti

    Karavan & Kamping Hizmetimiz 09.06.2016 ve 18.09.2016 tarihleri arasında geçerlidir. Bu fırsattan yararlanabilmeniz için Kampanya geçerlilik tarihleri arasında

    More...
  • Sandıklı Thermal Park Spa Paketleri

Bunları Biliyor musunuz?

Vücuttaki iyon dengesi

Uzman eller tarafından yapılan harika bir masajla stresten arınabileceğinizi, vücudunuzdaki

More...
Termal kullanımındaki ilk aşama

Uzman eller tarafından yapılan harika bir masajla stresten arınabileceğinizi, vücudunuzdaki

More...
Ünü tüm dünyaya yayılmış çamur banyoları

Uzman eller tarafından yapılan harika bir masajla stresten arınabileceğinizi, vücudunuzdaki

More...